<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>gebelik dogum ve anne bilgi sitesi</title>
	<atom:link href="http://www.annebilgi.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.annebilgi.com</link>
	<description>Gebelik ve Bebek bakımı hakkında annelere özel tüm bilgiler</description>
	<pubDate>Wed, 09 Jul 2008 16:17:58 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Gününde doğan bir bebeğin doğum ağırlığı ne olmalıdır?</title>
		<link>http://www.annebilgi.com/gununde-dogan-bir-bebegin-dogum-agirligi-ne-olmalidir-151.html</link>
		<comments>http://www.annebilgi.com/gununde-dogan-bir-bebegin-dogum-agirligi-ne-olmalidir-151.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Jul 2008 16:17:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annebilgi.com/?p=151</guid>
		<description><![CDATA[Gününde (miadında) doğan bir bebeğin ortalama doğum ağırlığı 2500-4000 gram arasında olmalıdır.
Eğer miadında yeni doğan bebek 2500 gram&#8217;ın altında olursa &#8221; düşük doğum ağırlığı&#8221; , 4000 gram&#8217;ın üstünde olursa &#8220;iri bebek (Makrozomi)&#8221; durumundan bahsedilir. 
Ancak bu tanımlar gebelik haftalarına göre değişebilir. Örneğin; 33. haftada ultrasonda &#8220;tahmini fetal(bebek) ağırlığı&#8221; 2500 gram olan bir gebelikte &#8220;makrozomi&#8221; durumundan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gününde (miadında) doğan bir bebeğin ortalama doğum ağırlığı 2500-4000 gram arasında olmalıdır.</p>
<p>Eğer miadında yeni doğan bebek 2500 gram&#8217;ın altında olursa &#8221; düşük doğum ağırlığı&#8221; , 4000 gram&#8217;ın üstünde olursa &#8220;iri bebek (Makrozomi)&#8221; durumundan bahsedilir. <span id="more-151"></span></p>
<p>Ancak bu tanımlar gebelik haftalarına göre değişebilir. Örneğin; 33. haftada ultrasonda &#8220;tahmini fetal(bebek) ağırlığı&#8221; 2500 gram olan bir gebelikte &#8220;makrozomi&#8221; durumundan bahsedilebilir. Çünkü bu haftadaki bir bebeğin ortalama olarak 2000 gram civarında olması beklenir.</p>
<p>Daha doğru tabiri ile Makrozomi (=LGA, Large for gestational age, gebelik yaşına göre iri bebek) tanımını şu şekilde yapılmalıdır: Makrozomi, bebeğin büyüme eğrisinde 90. persantilin (yüzdenin) üzerinde olmasıdır.</p>
<p>Düşük doğun ağırlıklığı (=SGA, Small for gestational age, gebelik yaşına göre küçük bebekler) ise büyüme eğrisinde 10. persantilin altındaki fetusleri içerir. 10. ve 90. persantiller arası büyüklükler ise dağılımdaki normal grubu (=AGA, Appropriate for gestational age) gösterir. 50. persantil ise tüm toplumda doğan bebeklerin ağırlıklarının ortalamasını ifade eder.</p>
<p>Düşük doğum ağırlığındaki en sık nedenler annenin gebeliğinde sigara kullanması, preeklampsi veya yüksek tansiyon, ileri evrede şeker hastalığı (diabet), annenin kaşektik (zayıf) olması veya gebelik süresince yeterli beslenememesi, bebekteki bazı anormallikler (kromozom bozuklukları veya gebelikte geçirilen bazı enfeksiyonlara bağlı) olabilir. Bu tür durumlarda özellikle gebeliğin son dönemleri bebek açısından son derecede risklidir; bebek rahim içinde ölebilir veya doğum sonrası pek çok problemle karşı karşıya kalabilir.</p>
<p>Gebelik yaşına göre küçük bebeklerdeki (SGA) en sık neden &#8220;Plasentadaki dolaşım bozuklukları&#8221; dır. Maalesef pek çok durumda bu bozuklukların neye bağlı olduğu net olarak saptanamaz.</p>
<p>Makrozomideki en sık nedenler ise annenin gizli veya aşikar şeker hastalığı (diabet), annenin boy ve kilo olarak iri olması, ileri anne yaşı, annenin kendi doğum kilosunun fazla olması sayılabilir.</p>
<p>Bebeğin normalden iri olması sezaryen riskinin artması, doğumun zor olması (özellikle doğumda omuz takılmaları), bebeğin daha yorgun doğması ve doğduktan sonra bazı metabolik rahatsızlıklarla (özellikle sarılık gibi) daha sık karşılaşması gibi problemler yaratabilir. Ayrıca annenin doğum sonrası kanamaları (atoni kanamaları) ve doğum yırtıkları normalden daha fazla olabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annebilgi.com/gununde-dogan-bir-bebegin-dogum-agirligi-ne-olmalidir-151.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>DOĞUM SONRASI GEBELİKTEN KORUNMA</title>
		<link>http://www.annebilgi.com/dogum-sonrasi-gebelikten-korunma-150.html</link>
		<comments>http://www.annebilgi.com/dogum-sonrasi-gebelikten-korunma-150.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Jul 2008 16:06:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annebilgi.com/?p=150</guid>
		<description><![CDATA[Doğum sonrası dünyaya gelen her bebek ebeveynlere büyük bir mutluluk yaşatacaktır. Ancak bu mutluluğun yanısıra gelen maddi ve manevi sorumluluklar da bir takım endişelere sebebiyet verebilecektir.
Ailelerin bu endişeleri ile birlikte loğusa dönemindeki kadınların vücutlarının yeniden eski fizyolojik konumlarını kazanabilmesi ve çok kısa bir dönemde istenmeden yeni bir gebeliğin oluşmaması için gebelikten korunma (&#8221;kontrasepsiyon&#8221;) şarttır.
İster sezaryen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğum sonrası dünyaya gelen her bebek ebeveynlere büyük bir mutluluk yaşatacaktır. Ancak bu mutluluğun yanısıra gelen maddi ve manevi sorumluluklar da bir takım endişelere sebebiyet verebilecektir.</p>
<p>Ailelerin bu endişeleri ile birlikte loğusa dönemindeki kadınların vücutlarının yeniden eski fizyolojik konumlarını kazanabilmesi ve çok kısa bir dönemde istenmeden yeni bir gebeliğin oluşmaması için gebelikten korunma (&#8221;kontrasepsiyon&#8221;) şarttır.<span id="more-150"></span></p>
<p>İster sezaryen ister normal olsun; doğumlardan sonra vücudun toparlanması için genel olarak en az bir yıl süreyle yeni bir gebelik önerilmez. Ancak bu bir yıl içinde vücut tam olarak kendini toparlayabilir.</p>
<p>Emzirmeyenlerde 3 hafta, emzirenlerde ise 3 aydan sonra korunma olmadığı durumlarda gebelik şansı vardır.</p>
<p>Emzirme, doğum sonrası 3 aya kadar tam koruyucu olmakla birlikte bu süre sonunda koruyuculuğu azalarak devam eder. Çünkü &#8220;ovulasyon (yumurtlama)&#8221; genellikle 3. aydan sonra başlar ve 5-6. aylardan sonra normal periyoduna döner.</p>
<p>Günde 5-6 kezden az olmayacak şekilde emziren, bebeğin ek gıda oranı % 15’i geçmeyen ve adet görmeyen lohusalarda, koruma %98 gibi yüksek bir oranda olabilmektedir.</p>
<p>Doğum sonrası korunma yöntemleri içinde en uygun yöntemler &#8220;spiral, prezervatif (kondom) ve üç aylık depo progestin iğneler&#8221; dir.</p>
<p>Spiral doğumdan hemen sonra veya daha ideal olarak 40 gün sonunda takılabilir. Takılacağı zaman adetli olmak gerekmez. Ancak rahim ağzında yara, vajinal enfeksiyon, rahim veya yumurtalıklarda enfeksiyon bulguları, adet düzensizlikleri olmamalıdır. Yine kişilerde bakır alerjisi de olmamalıdır.</p>
<p>Erkeğin prezervatif uygulaması da uygun şekilde kullanıldığı zaman spirale eşdeğer koruma sağlar. Her iki eşte latex alerjisi olmamalıdır.</p>
<p>Her iki yöntemi de kullanamayan kişilere &#8220;üç aylık depo progestinler&#8221; yapılabilir. Ülkemizde &#8220;Depo provera&#8221; ticari ismiyle pazarlanan bu iğneler doktor tarafından yalnızca uygun kişilere reçete edilebilir. Süte zararı yoktur. Tam olarak 90 gün süreyle korunma sağlar, bu sürenin sonunda tekrar yapılması gerekir.</p>
<p>Depo provera’nın olumsuz yan etkileri iğnelerin yapıldığı süre boyunca adeta bir gebelik hali gibi adet görememe, bazen akne (sivilce), göğüslerde gerginlik, iştaha bağlı kilo artışı, zaman zaman adet düzensizlikleri şeklinde ara kanamalarıdır. İğnelerin yapımı bırakıldıktan sonra adetler bir süre daha eski düzenli haline dönmeyebilir.</p>
<p>Üç aylık depo progestin iğneleri gibi &#8220;saf progestin içeren doğum kontrol hapları&#8221; nadiren tercih edilen doğum kontrol yöntemlerindendir. Oluşturduğu yan etkiler depoprovera&#8217;ya benzer. Çok düzenli ve tam saatinde kullanılmadığı durumlarda ovulasyon sonucunda gebelikler oluşabilir.</p>
<p>3. aydan sonra uzun etkili, cilt altı implantların (progesteron içeren) kullanılması da, alternatif bir kontraseptif yöntem olarak hastalara sunulmalıdır.</p>
<p>Klasik doğum kontrol hapları hem estrojen hem de progestinleri içerir. Progestinlerin anne sütüne her hangi bir zararları olmazken estrojenler anne sütünü azaltır. Bu yüzden emzirme döneminde doğum kontrol hapları önerilmez.</p>
<p>Doğum sonrası artık kesinlikle yeni bir çocuk istemeyen ve 30 yaşın üzerindeki kişilerde &#8220;Tüplerin Bağlaması (ligasyon)&#8221; işlemi yapılabilir.</p>
<p>Tüplerin bağlanması normal doğumdan sonra ilk 5 gün içinde veya doğumdan 40 gün sonrasından itibaren aile planlaması kliniklerinde laporoskopi veya minilaporotomi denilen küçük bir kesi yardımıyla yapılabilir.</p>
<p>Tüp ligasyonu işlemi sezaryen olan gebelerde, ailelerin önceden işlem için rızalarını belirtir imza vermeleri durumunda ameliyat sırasında da yapılabilir. Genel olarak, taşıdığı risklerden dolayı üçün üzerinde sezaryen olunması önerilmez.</p>
<p>Tüplerin bağlanması durumunda geriye dönüş yok denecek kadar az olduğu için çiftler çocuk istememe konusunda kesin kararlı olmalıdırlar.</p>
<p>Tüplerin bağlanması adet düzensizlikleri, cinsel fonksiyonlarda azalma ve kasık ağrısı gibi şikayetler kesinlikle yaratmaz.</p>
<p>Erkekte tüp bağlanması işlemi ise &#8220;Vazektomi&#8221; olarak bilinir. Lokal anestezi eşliğinde ayaktan yapılan çok basit bir işlemdir. İşlem sonrası cinsel istek veya fonksiyonlarında azalma yaratmaz ve meni&#8217;nin miktarında değişme olmaz. Yine geri dönüşümü olmayan bir yöntemdir.</p>
<p>Diğer doğum kontrol yöntemleri; cervical cap, vajen içi fitil ve kremler, geri çekme yöntemleri (coitus interruptus) ise koruyuculukları daha az olan yöntemlerdir.</p>
<p>Hangi korunma metodu kullanılırsa kullanılsın her türlü adet gecikmesi durumunda öncelikle gebelik düşünülmelidir. Eğer gebelik testleri ve muayene sonuçlarında gebelik saptanmazsa adet gecikmesi nedenine yönelik tedavi uygulanmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annebilgi.com/dogum-sonrasi-gebelikten-korunma-150.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte nasıl yatmalı</title>
		<link>http://www.annebilgi.com/gebelikte-nasil-yatmali-149.html</link>
		<comments>http://www.annebilgi.com/gebelikte-nasil-yatmali-149.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jun 2008 18:11:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annebilgi.com/?p=149</guid>
		<description><![CDATA[Sıklıkla kullanılan iki yatış biçimi (sırtüstü ve yüzüstü) gebelik sırasında uygun değildir. Çünkü yüzüstü yatış, karnınız büyüdüğü için bir karpuzun üzerinde yatmak ne kadar rahatsa o kadar rahattır. Sırtüstü yatmaksa daha rahat olmasına karşın, rahminizin bütün ağırlığı sırtınızın, barsaklarınızın ve inferior vena cava denen vücudun aşağı kısımlarından kalbe kan geri dönüşünden sorumlu olan damarın üzerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sıklıkla kullanılan iki yatış biçimi (sırtüstü ve yüzüstü) gebelik sırasında uygun değildir. Çünkü yüzüstü yatış, karnınız büyüdüğü için bir karpuzun üzerinde yatmak ne kadar rahatsa o kadar rahattır. Sırtüstü yatmaksa daha rahat olmasına karşın, rahminizin bütün ağırlığı sırtınızın, barsaklarınızın ve inferior vena cava denen vücudun aşağı kısımlarından kalbe kan geri dönüşünden sorumlu olan damarın üzerine biner. Bu da sırt ağrılarını ve basurları arttırabilir, sindirim işlemini engelleyebilir, solunumu ve dolaşımı bozabilir ve kan basıncınızın düşmesine neden olabilir. <span id="more-149"></span></p>
<p>Bu, ayakta uyumanız gerekiyor anlamına gelmiyor. Kıvrılarak ya da uzanarak bir tarafınıza yan yatmanız, tercihen de sol yan tarafınıza yatıp arasına yastık koyarak bir bacağınızı diğerinin üstünde çaprazlamanız, yalnızca sizin için değil bebeğiniz için de en iyi yatış biçimidir. Bu yatış biçimi yalnızca besinlerin ve kanın plasentaya en üst düzeyde ulaşmasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda böbreğin işlevlerini en iyi şekilde yerine getirmesini sağlar ki bunun anlamı da atıkların ve sıvıların vücuttan daha iyi atılımı ve diz, ayak ve ellerde daha az şişmedir.</p>
<p>Bununla birlikte çok az insan bütün gece aynı yatış biçiminde kalmayı başarabilir. Uyanır ve kendinizi sırtüstü veya yüzüstü yatar durumda bulursanız telaşlanmayın. Bunun hiçbir zararı yoktur. Yan pozisyona dönün ve uyuyun. Birkaç gece kendinizi rahatsız hissedebilirsiniz, fakat vücudunuz çok yakında yeni yatış biçimine alışacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annebilgi.com/gebelikte-nasil-yatmali-149.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Pozitif Gebelik Psikolojisi</title>
		<link>http://www.annebilgi.com/pozitif-gebelik-psikolojisi-148.html</link>
		<comments>http://www.annebilgi.com/pozitif-gebelik-psikolojisi-148.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Jun 2008 06:19:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Gebeliğe hazırlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annebilgi.com/?p=148</guid>
		<description><![CDATA[Gebelik, bir kadın için hayatının en önemli dönüm noktalarından biridir. Daha önce de insaların bilmedikleri durumlardan korktuklarını, bu nedenle gebelik ve doğum sürecini öğrenerek, korkularınızı yenebileceğinizi sitemizde belirtmiştik. Gebeliğin aşamalarını öğrenerek, uygun yerlerde ve şartlarda yapabileceklerinizi bilmeniz, korkularınızla baş etmenizi sağlayacaktır. Böylece bu bilinmeyen süreci huzurla atlatabilirsiniz.
Gebeliğe uyum süreci, her kadın geçmiş yaşam deneyimlerine, fizyolojik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Gebelik</em>, bir kadın için hayatının en önemli dönüm noktalarından biridir. Daha önce de insaların bilmedikleri durumlardan korktuklarını, bu nedenle <em>gebelik ve doğum</em> sürecini öğrenerek, korkularınızı yenebileceğinizi sitemizde belirtmiştik. Gebeliğin aşamalarını öğrenerek, uygun yerlerde ve şartlarda yapabileceklerinizi bilmeniz, korkularınızla baş etmenizi sağlayacaktır. Böylece bu bilinmeyen süreci huzurla atlatabilirsiniz.<span id="more-148"></span></p>
<p><em>Gebeliğe uyum süreci</em>, her kadın geçmiş yaşam deneyimlerine, fizyolojik uyum sürecine, çevresel, sosyo ekonomik koşullarına ve kişilik yapısına göre farklılık gösterir, çünki her insanın yaşamı algılayışı farklıdır. Bu, parmağı kesilen herkesin, acıyı farklı algılamasına benzer. <em>Gebelikte hormonal dengelerinizin</em> değişimi hem fiziksel hem psikolojik dengelerinizin alt üst olmasına neden olur. Zaten normal yaşantınızda da bedeninizde olan her türlü değişim, psikolojinizi alt üst etmez mi ?</p>
<p>Bu değişim sürecinde en büyük destekçiniz, eşinizdir. Her an yanlız olmadığınızı ve önemli olduğunuzu hissettirebilir. Unumayın, bu dönem zor ama paylaştıkça güzelleşp, geçecek ve doğumunuz sonrası her şey eski haline geri dönecektir.</p>
<p>Belkide tek başınıza bu dönemin üstesinden gelemeyebilirsiniz. Gerekirse bu dönemde ,dış kaynaklı profesyonellerden destek alabilirsiniz. Bu gayet normaldir. Desteğe ihtiyacınız olduğunu hissediyorsanız, yardım isteyebilmelisiniz. Bundan kaçtığınız her an, kendinize daha fazla zarar verirsiniz.</p>
<p>Her zaman pozitif düşünürsek, sonucun olumlu olacağını hissederiz. Bizi en iyi tanıyan, yine biziz. Kendinizi neyin rahatlatacağını ve huzur verceğini bilirseniz, gebelik günlerinizi mutlu geçirebilirsiniz. Sizi ne oyalar ? Ne eğlendirir ? Örneğin; bebeğinizin büyümesi ile ilgili kitaplar okuyabilirsiniz. Çok stresli dönemlerinizde bebeğinizi, onu kucağınıza ilk aldığınız anı düşünerek geçirebilirsiniz. Beğendiğiniz, huzur veren bir müziğin size eşlik etmesini sağlayabilirsiniz. Özellikle ney müziğinin gebelik ve doğum sürecinde, anne adaylarına huzur verdiği kanıtlanmıştır.</p>
<p>Unutmayın,”Gebeyim, psikolojim, fiziksel durumum etkileniyor” diyerek içinde bulunduğunuz durumu kabullenmemek yerine, olumlu taraflarından bakarak ileri kolaylaştırabilirsiniz. Ne kadar huzurlu bir gebelik geçirirseniz, bebeğinizin kişiliğini o kadar olumlu etkilesiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annebilgi.com/pozitif-gebelik-psikolojisi-148.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>EMZİRME DÖNEMİNDE DOĞUM KONTROLÜ</title>
		<link>http://www.annebilgi.com/emzirme-doneminde-dogum-kontrolu-147.html</link>
		<comments>http://www.annebilgi.com/emzirme-doneminde-dogum-kontrolu-147.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Jun 2008 18:31:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Anne sütü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annebilgi.com/?p=147</guid>
		<description><![CDATA[Emzirme döneminde doğum kontrol yöntemi uygulaması gereken kadınlar için düşük dozda projestogen hormonu (levonorgestrel ya da norethisterone) içeren “minipill” en güvenli seçenektir. Doğum kontrol hapı kullanmanın, yan etkilerden veya uygulama sorunları nedeniyle, üç ayda bir vurulan medroxyprogesterone iğnesi de uygun bir doğum kontrol yöntemidir. Bu madde anne sütüne çok az oranda geçmekte ve güvenli olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Emzirme döneminde doğum kontrol yöntemi uygulaması gereken kadınlar için düşük dozda projestogen hormonu (levonorgestrel ya da norethisterone) içeren “minipill” en güvenli seçenektir. Doğum kontrol hapı kullanmanın, yan etkilerden veya uygulama sorunları nedeniyle, üç ayda bir vurulan medroxyprogesterone iğnesi de uygun bir doğum kontrol yöntemidir. Bu madde anne sütüne çok az oranda geçmekte ve güvenli olarak değerlendirilmektedir. Ostrojen ve projestogen içeren diğer birleşik doğum kontrol hapları, bileşimlerindeki ostrojen maddesinden ötürü süt yapımını azaltabildiklerinden, bu ürünleri kullanmaktan kaçınmak uygun olur.</p>
<p> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annebilgi.com/emzirme-doneminde-dogum-kontrolu-147.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (Kene ısırması)</title>
		<link>http://www.annebilgi.com/kirim-kongo-kanamali-atesi-kene-isirmasi-146.html</link>
		<comments>http://www.annebilgi.com/kirim-kongo-kanamali-atesi-kene-isirmasi-146.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Jun 2008 18:27:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bulaşıcı hastalılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annebilgi.com/?p=146</guid>
		<description><![CDATA[1. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi nedir?
Kırım-Kongo kanamalı ateşi, ilk olarak hastalığın ismini aldığı Kırım ve Kongo&#8217;da görülen, virüs denilen mikropların sebep olduğu ölümcül seyredebilen bir hastalıktır.
2. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi nasıl bulaşır?
Hastalık insanlara kenelerin ısırması veya kenelerle temas sonucu bulaşır; evcil hayvanlara da kenelerin ısırması ile bulaşabilmektedir. Ancak, hastalık hayvanlarda belirtisiz seyrederken insanlarda öldürücü olabilmektedir.
Yaban kemirici hayvanlar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi nedir?<br />
Kırım-Kongo kanamalı ateşi, ilk olarak hastalığın ismini aldığı Kırım ve Kongo&#8217;da görülen, virüs denilen mikropların sebep olduğu ölümcül seyredebilen bir hastalıktır.</p>
<p>2. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi nasıl bulaşır?<br />
Hastalık insanlara kenelerin ısırması veya kenelerle temas sonucu bulaşır; evcil hayvanlara da kenelerin ısırması ile bulaşabilmektedir. Ancak, hastalık hayvanlarda belirtisiz seyrederken insanlarda öldürücü olabilmektedir.<span id="more-146"></span></p>
<p>Yaban kemirici hayvanlar, kuşlar ve keneler hastalığın doğadaki devamlılığını sağlayan canlılardır. Keneler beslenmek için bu hayvanlardan kan emerler; kan emme sırasında aldıkları, virüsü vücutlarında çoğaltırlar ve insanlardan kan emerken bulaştırırlar.<br />
Hastalık kene ısırmasının yanı sıra, vücudunda virüs bulunan hayvanların kanlarına, vücut sıvılarına veya diğer dokularına temas etmekle bulaşabildiği gibi bu hastalığa yakalanmış insanların kan veya vücut sıvılarına temas sonucu da bulaşma olabilmektedir.<br />
3. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşinin belirtileri nelerdir?<br />
Hastalık ateş, ani başlayan baş ağrısı, kas ağrısı, kırıklık, halsizlik ve belirgin iştahsızlıkla başlar; bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi şikâyetler de görülebilir.</p>
<p>İlk günlerde, yüzde ve göğüste kızarmalar ile gözlerde kanlanmalar ortaya çıkabilir. Göğüs ve karından başlamak üzere vücuda yayılan küçük nokta şeklinde kanamalar olabilir ve bu kanamalar büyüyerek vücuda yayılabilir. Burun ve dişeti kanamaları gibi vücudun değişik yerlerinde kanamalar da olabilir.<br />
4. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşinden nasıl kuşkulanılır?<br />
Yukarıdaki belirtilerin bulunduğu kişilerin son iki hafta içinde:<br />
Kene ısırması veya kene ile temas hikâyesi varsa,<br />
Çalı, çırpı, su kenarları veya gür otların bulunduğu alanlara piknik amaçlı veya diğer bir sebeple gitmeleri söz konusu ise,<br />
Hayvanların kanlarına, vücut sıvılarına veya diğer dokularına temasları var ise,<br />
Bu hastalığa yakalanmış kişilerin kan ve vücut sıvılarına bir temasları olmuş ise Kırım-Kongo kanamalı ateşinden şüphe edilmeli ve vakit geçirmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>
<p>5. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi virüs alındıktan ne kadar sonra görülür?<br />
Kene tarafından ısırılma veya kene ile temas sonucu virüsün alınmasını müteakiben hastalığın belirtileri genellikle 1-3 günde ortaya çıkar; bu sure en fazla 9 gün olabilmektedir. Hasta insan veya hayvanlara ait kan, vücut sıvıları veya diğer dokulara doğrudan temas sonucu meydana gelen bulaşmalarda hastalığın belirtilerinin ortaya çıkma süresi 5-6 gündür; bu süre de en fazla 13 gün kadar olabilmektedir.</p>
<p>Hastalık, çoğunlukla bulaştırıcı kenelerin aktif oldujğu bahar ve yaz aylarında ortaya çıkabilmektedir.<br />
6. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi nerelerde görülmektedir?<br />
Hastalık sıklıkla Afrika, Asya, Orta Doğu ve Doğu Avrupa&#8217;da görülmektedir. Son yıllarda Kosova, Arnavutluk, İran, Pakistan, Afganistan ve Güney Afrika&#8217;da tek tek vakalar ve salgınlar şeklinde ortaya çıktığı bildirilmiştir.<br />
Ülkemizin coğrafik yapısı ve iklimi kenelerin yaşamaları için uygun bir yapıya sahiptir. Bu sebeple hastalık, özellikle hayvancılığın yapıldığı; nemin, çalı ve çırpılı alanlar ile gür otlakların bulunduğu yerler başta olmak üzere, ülkemizin her yerinde görülebilir.</p>
<p>7. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşinin tedavisi var mıdır?<br />
Yukarıdaki belirtilerin görülmesi ve hastalıktan kuşkulandıracak bir durumun bulunması halinde en yakın sağlık kuruluşuna başvurulursa, hastalığın teşhis ve tedavisi için gerekenler yapılabilmektedir.<br />
8. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşinden nasıl korunulmalıdır?</p>
<p>Hayvanlarda kene mücadelesi yapılmalıdır.</p>
<p>Hayvan barınakları kenelere karşı ilaçlanmalı, barınakların duvarları sıvanmalı ve badanaları yapılarak kenelerin buralarda yaşamaları engellenmelidir.</p>
<p>Hayvanların ve insanların kanlarına veya diğer vücut sıvılarına eldivensiz temas edilmemelidir.</p>
<p>Hayvan barınaklarına girdikten veya hayvanlarla temastan sonra, vücut kene yönünden muayene edilmeli, kene varsa uzaklaştırmalıdır.</p>
<p>Çalı, çırpı, su kenarı veya gür otların bulunduğu alanlara piknik veya başka bir amaçla gidilmesi gerektiğinde pantolon paçaları çorap içine alınmalı ve dönüşte mutlaka vücut kene yönünden kontrol edilmeli, kene varsa uygun bir şekilde uzaklaştırılmalıdır. Bu tür yerlere gidildiğinde mümkünse çizme giyilmelidir.</p>
<p>Keneler vücuttan uzaklaştırılırken kopartılmamalı, bir cımbızla, kenenin vücuda yapıştığı kısmından tutulup çivi çıkarır gibi sağa sola oynatılarak çıkarılmalıdır.<br />
Keneler, kesinlikle elle öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır.</p>
<p> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annebilgi.com/kirim-kongo-kanamali-atesi-kene-isirmasi-146.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kene ısırması</title>
		<link>http://www.annebilgi.com/kene-isirmasi-145.html</link>
		<comments>http://www.annebilgi.com/kene-isirmasi-145.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Jun 2008 18:24:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bulaşıcı hastalılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annebilgi.com/?p=145</guid>
		<description><![CDATA[Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), 2002 yılının bahar ve yaz aylarında, bazı illerimizin kırsal kesiminde yaşayan insanlarda ortaya çıkmış olup, Bakanlığımızın yaptığı çalışmalar neticesinde 2003 yılının Ağustos Ayı&#8217;nda kesin olarak tanısı konan bir hastalıktır. Hastalık, daha önce ülkemizde görüldüğü bilinmeyen bir hastalık olduğundan, Tıp Fakültesi eğitim müfredatında bile yer almayan bir hastalık konumunda idi. Hatta Enfeksiyon [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), 2002 yılının bahar ve yaz aylarında, bazı illerimizin kırsal kesiminde yaşayan insanlarda ortaya çıkmış olup, Bakanlığımızın yaptığı çalışmalar neticesinde 2003 yılının Ağustos Ayı&#8217;nda kesin olarak tanısı konan bir hastalıktır. Hastalık, daha önce ülkemizde görüldüğü bilinmeyen bir hastalık olduğundan, Tıp Fakültesi eğitim müfredatında bile yer almayan bir hastalık konumunda idi. Hatta Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanlık eğitiminde bile sadece yüzeysel olarak bahsedilen bir hastalıktı. <span id="more-145"></span></p>
<p>Hastalığın adının konmasının ardından, konunun uzmanlarını biraraya getiren <strong>Zoonoz Hastalıklar (Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi) Danışma Kurulu</strong> oluşturulmuş, aynı zamanda hastalık Türkiye Zoonoz Millî Komitesinin de gündemine alınmıştır. Söz konusu Komite ve Kurulun da tavsiyeleri doğrultusunda hastalıkla ilgili gerekli tüm tedbirler alınarak çalışmalara başlanmıştır.</p>
<p>Bugün için hastalıktan korunmada kullanılabilecek etkin ve uygulanabilir bir aşı ile hastalıkta kullanılabilecek etkili bir ilâç mevcut değildir. Hastaların tedavileri, başta çeşitli kan ürünleri olmak üzere, destek tedavi şeklinde yapılmaktadır. Bu nedenle, hastalık hakkında bilgi sahibi olmak ve aşağıda belirtilen önlemleri almak korunma açısından büyük önem taşımaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annebilgi.com/kene-isirmasi-145.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Normal doğum</title>
		<link>http://www.annebilgi.com/normal-dogum-2-144.html</link>
		<comments>http://www.annebilgi.com/normal-dogum-2-144.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Jun 2008 08:35:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annebilgi.com/?p=144</guid>
		<description><![CDATA[Sağlıklı bir hamilelik geçirmek ve sağlıklı bir çocuk sahibi olmak için doktor kontrolü altında planlı ve iyi takip edilen bir gebelik gereklidir.
Sağlıklı bir gebelik geçirmeyi planlayan anne adayları gebelikleri boyunca bir kadın doğum uzmanının takibi altında olmalıdırlar. 
Bütün gebelikleri boyunca en az 6 - 10 kez uzman bir doktorun kontrolü gerekir. Her takipte annenin kilo [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı bir hamilelik geçirmek ve sağlıklı bir çocuk sahibi olmak için doktor kontrolü altında planlı ve iyi takip edilen bir gebelik gereklidir.</p>
<p>Sağlıklı bir gebelik geçirmeyi planlayan anne adayları gebelikleri boyunca bir kadın doğum uzmanının takibi altında olmalıdırlar. <span id="more-144"></span></p>
<p>Bütün gebelikleri boyunca en az 6 - 10 kez uzman bir doktorun kontrolü gerekir. Her takipte annenin kilo artışı, tansiyonu, genel sağlık durumu incelendiği gibi bebeğin sağlığı, gelişmesi ve bir anomali olup olmadığının tespiti de ultrasonografi ile takip edilir.</p>
<p>Gebelik takipleri sırasında belirli bir düzen ile annenin bazı tahlilleri yaptırması istenir. İlk yapılması gereken kan uyuşmazlığının olup olmadığını anlamak için anne ve baba adayının kan grupları tayinidir. Annenin kan sayımı da yapılarak bu arada varsa kansızlığının da tedavisi düzenlenir. Ayrıca anne kanında “Hepatit, Toksoplazma, Rubella (Kızamıkçık) hastalığına neden olan mikroorganizmalar aranarak bunların varlığında gerekli tedbirler alınır. Gebe yaklaşık 15-16 haftalık olunca ciddi bir zeka problemine neden olan “Down Sendromu” tespiti için “Üçlü test” olarak isimlendirilen bir kan tahlili yapılır. Gebelikte şeker hastalığı da ortaya çıkabileceğinden tüm gebelere 28 haftalık olduklarında glikoz tarama testi yaptırmaları önerilir. Bütün bu tahlillerin sonuçlarına göre tedavisi düzenlenir. Kansızlık gebeliklerin çoğunda olduğu için gebelerin hepsine tüm hamilelikleri boyunca ve lohusalık sırasında her gün almaları için özel hazırlanmış kan ve vitamin ilaçları verilir.</p>
<p>Doğum tarihi yaklaştıkça anne adayına gebeliği için en uygun olan doğum şekli hakkında bilgi verilir ve en sağlıklı şekilde çocuğuna kavuşması sağlanır.</p>
<p>Doğum yaklaşık 28 haftalık bir gebelik sürecinden sonra bebeğin rahim dışına çıkması olarak tanımlanır. Daha erken doğmuşsa, rahim dışında yaşama yeteneğini kazanmamış olduğu için bu durum düşük olarak adlandırılır. Ancak günümüzde gelişen tıp ve teknoloji sayesinde erken haftalarda doğan bebeklerin de yaşama olasılığı artmıştır.</p>
<p>Normal doğum 38-42 gebelik haftaları arasında, kendiliğinden başlayan rahim kasılmalarıyla, başla gelen tek bir bebeğin anne ve bebeğe zarar vermeden vajinal yolla canlı olarak doğmasıdır.</p>
<p>Normal doğumda, bebek doğduktan en geç otuz dakika sonra plasenta ve zarları da kendiliğinden rahimden dışarı atılır. Normal bir doğumda yaklaşık 300 ml kadar kan kaybı olur. Doğum için geçen süre 24 saatten daha azdır. Sağlıklı bir doğum eylemi güç olmayan fizyolojik bir olaydır.</p>
<p>Normal bir gebelik süresi son adet başlangıç gününden itibaren 280 gün ya da 40 haftadır. Beklenen doğum tarihi, &#8220;son adet tarihi + 7 gün - 3 ay&#8221; formülüyle hesaplanabilir.</p>
<p>Gebelerin beklenen doğum tarihini içine alan hafta doğum yapma olasılığı % 80&#8242;dir. Bebek 28-37. hafta doğarsa bu doğuma &#8216;erken doğum&#8217; denir. 20-28. haftalarda sonuçlanan gebeliklere &#8216;immatür doğum&#8217; yani olmamış doğum ismi verilir. 20. haftanın altında sonuçlanan gebelikler &#8216;düşük&#8217; olarak ele alınır. Normal miadında doğum 38 - 42. haftalar arasında herhangi bir zamanda gerçekleşebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annebilgi.com/normal-dogum-2-144.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Suda doğum videoları</title>
		<link>http://www.annebilgi.com/suda-dogum-videolari-143.html</link>
		<comments>http://www.annebilgi.com/suda-dogum-videolari-143.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Jun 2008 08:33:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annebilgi.com/?p=143</guid>
		<description><![CDATA[Suda doğum videoları için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
 
Suda doğum 
 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Suda doğum videoları için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p><a title="suda doğum videoları" href="http://www.hamilebilgi.com/suda_dogum_videolari.html" target="_blank">Suda doğum </a></p>
<p> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annebilgi.com/suda-dogum-videolari-143.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Normal doğum videoları</title>
		<link>http://www.annebilgi.com/normal-dogum-videolari-142.html</link>
		<comments>http://www.annebilgi.com/normal-dogum-videolari-142.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Jun 2008 08:30:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.annebilgi.com/?p=142</guid>
		<description><![CDATA[Normal doğum videoları için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
normal doğum videoları
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Normal doğum videoları için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a title="Doğum videoları" href="http://www.hamilebilgi.com/normal_dogum_videolari.html" target="_blank">normal doğum videoları</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.annebilgi.com/normal-dogum-videolari-142.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
